Selling Counterfeit Socks in a Shop: Does 'I Didn't Know It Was Illegal' Work as a Defense?
A shopkeeper selling counterfeit socks of a well-known brand argued he 'didn't know' — the court rejected it. Since bad faith is not required for trademark infringement, the claim was granted and the goods were seized. The case clarifies a seller's liability for counterfeits.
"I bought the goods from a street vendor, there was no brand on them, and I didn't know it was illegal." That is how many shopkeepers accused of selling counterfeits defend themselves. But does this defense work in court? A decision by a Turkish Intellectual and Industrial Property Court gives a clear answer: No.
What happened?
The owner of a world-famous apparel brand learned that counterfeit socks bearing its mark were being sold in a shop. An evidence-securing inspection found 22 pairs of socks ready for sale in metal baskets, with labels using the claimant's registered marks.
An expert found that the goods were not original in terms of material and workmanship and created confusion with the mark. In a statement recorded in the report, the seller admitted the goods were his, that he "sold them on the street," and that he "didn't know it was prohibited" — yet he could produce no legal document such as an invoice or licence.
What did the court rely on?
The court relied on Articles 7 and 29 of the IP Code. Selling, distributing, or commercially holding goods bearing a mark — or a confusingly similar sign — without the owner's consent constitutes trademark infringement. Bad faith or "knowledge" is not required for infringement; placing the goods on sale for commercial effect without any right is enough.
The court's decision
- Establishment and cessation of the trademark infringement,
- Seizure of the infringing goods and removal of the brand labels on them,
- Collection of attorney fees and litigation costs from the defendant.
An important detail: the defendant never responded to the case and did not attend the hearing; because the evidence was strong, this silence did not save him.
Four practical lessons for retailers and brand owners
- The "I didn't know" defense offers no protection. The seller must prove the source and lawfulness of the goods.
- Keep invoices and licences. You can only prove you sold genuine goods with documents.
- Evidence-securing is a powerful weapon. The brand owner lays the foundation of the case by documenting the infringement in time.
- Not responding does not win the case. When evidence is solid, a defendant's failure to appear works against them.
Frequently asked questions
I sold them without knowing they were counterfeit — am I still liable?
Yes. Fault (knowledge) is not required to establish and stop trademark infringement. Fault may be debated in a damages claim, but it is enough to justify seizure of the goods and cessation of sales.
As a brand owner, how do I stop counterfeit sales?
First arrange a professional evidence-securing inspection; then you can sue for establishment and cessation of the infringement, seizure of the goods, and damages.
Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi · E. 2024/73 · K. 2024/272 · T. 19.12.2024
Party and brand names are withheld for confidentiality.This article is for general information only and is not legal advice; please consult a trademark attorney for your specific situation.
Is your brand at risk? Contact our official trademark attorney (TURKPATENT Reg. No 2732) for a free trademark search: WhatsApp or +90 216 606 56 58.
Read the full original decision text (Turkish)
ESAS NO : 2024/73
KARAR NO : 2024/272
DAVA : Markaya Tecavüzün Tespiti ve Durdurulması
DAVA TARİHİ : 19/03/2024
KARAR TARİHİ : 19/12/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 19/12/2024
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhinde açılan davanın, Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda :
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
DAVA ; Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin Türkiye başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesinde satış noktalarıyla, hazır giyim zincir mağazacılığı alanında 2006 yılından bu yana faaliyet gösterdiğini, bu anlamda müvekkilinin hak sahibi olduğunu markalardan birinin dünya çapında tanınan "..." markası olduğunu, müvekkilinin TPMK nezdinde ""...." esas unsurlu birçok marka tescili bulunduğunu, ancak hal böyle iken davalı işletmesinde müvekkilinin marka hakkına tecavüz teşkil edecek şekilde çorap ürününün taklit niteliktekilerinin satışa sunulduğu bilgisini lisansörü aracılığı ile öğrendiğini, davalının söz konusu eyleminin müvekkilinin markadan doğan haklarını ihlal ettiğini iddia ederek, markaya yönelik tecavüzün tespitini, durdurulmasını ve taklit nitelikteki ürünlere el konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi, tensip zaptı ve ön inceleme duruşma gün ve saatinin usulüne uygun olarak davalıya tebliğ edildiği, ancak davalı tarafça davanın esasına ilişkin herhangi bir cevap dilekçesi verilmediği gibi ön inceleme duruşmasına da katılmadığı, bu itibarla davanın reddini talep ettiğinin kabul edilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davacının markadan doğan haklarına tecavüzün tespiti, durdurulması ve taklit nitelikteki ürünlere el konulması taleplidir.
Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan gelen kayıtlardan, ..,..,..,... ve ... tescil numaralı "...." esas unsurlu markaların davacı adına tescilli olduğu anlaşılmıştır.
6769 Sayılı SMK'nın 29/1-b ve c maddeleri ile, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde, tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmanın marka hakkına tecavüz oluşturduğu belirtilmiştir.
Davacının delil tespiti talebi üzerine dosya, davalının davacı adına olan markalardan doğan haklarına tecavüz teşkil eden eyleminin bulunup bulunmadığına ilişkin rapor tanzimi için bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 05/04/2024 tarihli rapor ile,
davalı adresinde yapılan incelemede, mağaza içerisinde demir sepetler içerisinde
satışa hazır halde oldukları tespit edilen 22 (yirmi iki) adet çorap emtiasının etiketlerinde
davacının ... ve ... no.lu tescilli markalarının kullanıldığının tespit edildiği, davacının bu markalarının 25. sınıftaki tescilleri çorap emtiasını kapsadığı, malzeme ve işçilik kaliteleri yönünden incelendiğinde tespit edilen ürünlerin orijinal
olmadıkları ve tespit edilen marka kullanımının davacı markaları ile mutlak suretle iltibasa
yol açacağı, inceleme sırasında tespit edilen emtianın orijinal markalı ürün olduğuna dair bir beyan ve
bunu gösterir herhangi bir delil (fatura, lisans sözleşmesi vb.) de sunmadığını, Mahalde bulunan ...., tutanağa da geçen beyanında, “Tespit ettiğiniz ürünler bana
aittir, dışarıda satıyorum. Ürün üzerinde herhangi bir marka ismi geçmemektedir, sadece etiketinde
yazıyor. Yasak olduğunu bilmiyordum, yoksa satmazdım.” dediğini ve ....'in , vergi levhası/kasa fişi ibraz etmekten imtina ettiğini belirtmiştir.
Dosya kapsamı deliller, TPMK kayıtları, mahallinde yapılan tespit sonucu aldırılan ve itiraza uğramayan bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davalının herhangi bir hakka dayalı olmaksızın davacı adına tescilli ve bu tescil koruma kapsamında olan çorap ürünlerini ticari etki doğuracak şekilde satışa arz ettiği ve böylece SMK 7 ve 29 maddeleri anlamında davacının marka haklarına tecavüzünün sabit olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. Bu itibarla aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davacının davasının KABULÜNE, davalının davacı adına tescilli "...." esas unsurlu markadan doğan haklarına tecavüzünün tespitine, durdurulmasına, tecavüz teşkil eden ürünlere el konularak üzerindeki marka etiketlerinin çıkarılmasına,
2-Peşin alınan harcın yeterliliğine, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine
4-Davacı tarafından yapılan 855,20 TL dava ilk masrafı, 870,00 TL tebligat - tezkere masrafı ve 5.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.725,20 TL yargılama giderinin, davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan avansın ilgilisine iadesine,
6-Talep halinde kararın taraflara tebliğine,
Davacı vekilinin yüzüne karşı , davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 hafta süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi nezdinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi. Açıkça okunup usulen anlatıldı. 19/12/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır