"Birlikte Var Olma" İlkesi Uygulanamadı: Çatışan Süreçlerde Barışçıl Birliktelik İddiası Reddedildi — Ankara 1. FİSHHM 2025/72
Yargıtay bozması sonrası yeniden yargılamada mahkeme, iki benzer markanın 'birlikte var olma' ilkesinden yararlanamayacağına hükmetmiş; davalı markası hükümsüz sayılarak sicilden terkin edilmiştir.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 5. maddesinin 3. fıkrasıyla hukukumuza giren "birlikte var olma" ilkesi, aynı veya benzer iki markanın fiilen ve barışçıl biçimde uzun süre yan yana kullanılması halinde sonradan yapılan markanın tescilinin mümkün olabileceğini öngörür. Ancak bu ilkenin uygulanabilmesi için aranan koşullar oldukça sıkıdır. Ankara 1. FİSHHM'nin 2025/72 sayılı kararı, bu koşulların somut bir davada neden sağlanamadığını ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır.
Davanın Geçmişi
Dava, 2014 yılında açılmış ve onlarca yıllık yargısal süreçle sonuçlanmıştır. Davacı şirket, 1 ila 45. sınıflarda tescilli markasına dayanarak davalının 44. sınıf (tıbbi hizmetler) için yaptığı ve TÜRKPATENT tarafından onaylanan marka başvurusunun iptalini ve tescilli markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
Mahkeme ilk kararında davayı kabul etmiştir (2015). Yargıtay bu kararı bozmuş (2019) ve "birlikte var olma" ilkesi kapsamında inceleme yapılması gerektiğine işaret etmiştir. Bozma kararına uyan mahkeme ikinci kararında davayı reddetmiştir (2021): tarafların tıbbi hizmetler alanında fiilen "barışçıl bir birliktelik" içinde olduğu, davacının itiraz etmediği ve dolayısıyla davalı markasının kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığı sonucuna varmıştır.
Yargıtay, mahkemenin bu ikinci kararını da bozmuştur (2024). Gerekçe: Somut olayda "birlikte var olma" ilkesinin şartları gerçekleşmemiştir.
Yargıtay'ın Bozma Gerekçesi
Yargıtay'a göre birlikte var olma ilkesinin uygulanabilmesi için şu üç koşul birlikte aranmalıdır:
- Sonraki markanın uzun yıllar sürekli ve yoğun biçimde kullanılmış olması,
- Bu kullanım sonucunda markanın kuvvetli tanıtımla ayırt edici hale getirilmiş olması,
- Tescilli marka sahibinin marka başvuru tarihine kadar itiraz etmeden sessiz kalmış olması.
Oysa somut olayda her iki taraf, birbirlerinin marka başvurularına karşı eş zamanlı itirazlarda bulunmuştur. Bu durum, "çatışmasız kullanım" ve "barışçıl birliktelik" kavramlarıyla bağdaşmamaktadır. Bunun yanı sıra bilirkişi raporundaki çelişkili tespitler üzerine kurulan çelişkili gerekçe de bozma nedeni sayılmıştır.
Son Karar
Bozma kararına uyan mahkeme, dava konusu marka ile davacının markası arasında anlamsal, görsel ve sesçil benzerlik bulunduğunu, 44. sınıf kapsamındaki ürün ve hizmetlerin örtüştüğünü, iltibas tehlikesinin mevcut olduğunu ve birlikte var olma ilkesinin şartlarının gerçekleşmediğini tespit etmiştir. Kurum kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
Değerlendirme
Bu dava, "birlikte var olma" ilkesinin ne zaman uygulanamayacağını öğretici biçimde gösteren nadir örneklerden biridir. İlkenin temel amacı, gerçekten barışçıl bir piyasa fiiliyatını yansıtmaktır. Tarafların karşılıklı itiraz geçmişi varsa bu barışçıllıktan söz edilemez. Davacı şirketin on yıllık yargısal mücadelesi sonunda kazandığı bu karar, tescilli markanın korunmasında tutarlı itiraz politikasının ve uzun vadeli takibin önemini de gözler önüne sermektedir.
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, Esas: 2024/495, Karar: 2025/72, Tarih: 04.03.2025 — Kesinleşmedi
Taraf ve marka adları gizlilik gereği paylaşılmamıştır.Kararın tam metnini görmek için tıklayın
T.C.
ANKARA
1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2024/495
KARAR NO : 2025/72
HAKİM : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI : ...
...
VEKİLİ : Av. ... -....
DAVALI : 1- ... -....
VEKİLİ : Av.....
DAVALI : 2- ...
...
VEKİLİ : Av. ... - ....
DAVA : Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 14/05/2014
KARAR TARİHİ : 04/03/2025
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/03/2025
Mahkememizden verilen 22/06/2021 tarih ve .... sayılı kararı ... Dairesi'nin 30/04/2024 tarih ve .... sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiş ve dosya mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendi.
DAVA:
Davacı vekil dava dilekçesiyle; müvekkilinin 1 ila 45. sınıflarda tescilli "..." markasının sahibi olduğunu, tescilli "..." esas unsurlu pek çok markası bulunduğunu, davalı şirketin ... sayılı "..." ibareli markanın 44. sınıfta tescili talebi ile ...'e yaptıkları başvuruya müvekkili itirazlarının nihai olarak reddedildiğini, müvekkilinin tescilli "..." ibareli markaları ile tescili talep edilen "..." ibareli markanın ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, işaretlerin esas unsurunun "..." kelimesinden oluştuğunu, "..." kelimesinin ayrıca davacının ticaret unvanının da tanıtıcı unsuru olduğunu, davalı şirketin ... sayılı "..." ibareli başvurusunun daha önce ... tarafından reddedildiğini, bu kez farklı bir düzenleme ile başvurunun bilinçli ve sistemli bir çabanın ürünü olduğunu ileri sürerek ....'in ... sayılı kararının iptali ile ... sayılı "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin başvuru konusu markasının davalı markasından farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
YARGILAMA:
Mahkememizce, 15.12.2015 tarih, ..... sayılı kararı ile, davalının başvurusuna konu marka ile davacının tescilli markasının benzer olduğu, iltibas yaratabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalılılar vekillerince temyiz edilmiştir.
....'nin 11.11.2019 tarih, .... sayılı kararıyla davalı başvurusuna konu markanın “birlikte var olma” ilkesi uyarınca ve kullanım sonucu ayırt edici hale getirilip getirilmediğinin incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
Mahkememizce 22/06/2021 tarih ve .... sayılı kararı ile kapsamında “tıbbi hizmetler”in yer aldığı, davacının buna rağmen davalı fiili kullanımlarına karşı hukuki bir müdahalede bulunmadığı, fiili kullanımlar itibariyle taraflar arasında barışçıl bir birliktelikten bahsedilebileceği, ancak davacının yine ... sayılı markasına dayalı olarak, davalı tarafça gerçekleştirilen marka başvurularına karşı düzenli olarak itirazlarda bulunduğu, dolayısıyla davalı taraf marka başvurularına karşı davacının sessiz kaldığından bahsedilemeyeceği, sonuçta davacı ile davalı yanın, sicildeki hak sahipliği bakımından ise fiili kullanımla oluşan durumun aksine barışçıl bir süreç içerisinde olmadıkları, fiili durum ve sicildeki durumlar açısından çatışan bu iki durumun ortaya koyduğu hukuki sonucun birlikte var olma kriteri bakımından aranılan şartları sağladığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
....'nin 30/04/2024 tarih ve .... sayılı ilamıyla;
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir. "Birlikte var olma ilkesi", 6729 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yeni bir kurum olarak tanınmakla birlikte, mahkemenin davanın kabulüne dair ilk kararı, Dairemizin 11.11.2019 tarihli kararı ile; davalı başvurusuna konu markanın “birlikte var olma” ilkesi uyarınca ve kullanım sonucu ayırt edici hale getirilip getirilmediğinin incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra yapılan yargılamada davalının başvurusunun konusu "..." işaretinin davacının itiraza mesnet markaları ile aynı zamanda ve birlikte kullanıldığı ve bu birlikte kullanım sonucunda da davalı başvurusunun ayırt edicilik kazandığı sonucuna varılmıştır. Dairemizin daha önceki bir çok kararına konu olan ve “birlikte var olma” olarak tanımlanan ilke uyarınca, itiraza mesnet markanın tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler yönünden, anılan markaya kural olarak karıştırılmaya yol açacak ölçüde benzer olan bir işaretin uzun yıllar marka olarak kullanılması, kullanımın sürekli ve yoğun şekilde olması ve kuvvetli tanıtımla markanın ayırt edici kılınması, buna karşılık tescilli marka sahibinin marka başvuru tarihine kadar niza çıkarmaması halinde her iki markanın uzun yıllardan beri barış içinde birlikte var oldukları ve artık tescilsiz markanın başvuru tarihi itibariyle kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğinin ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin meydana gelmeyeceğinin kabulü gerekir. Ayrıca birlikte var olma ilkesinin gündeme gelmesi ve bu suretle marka hakkının dürüst kullanıma dayalı olarak kazanılabilmesi için markanın çatışma yaratmaksızın uzun süreli kullanımı aranmalıdır. Somut olayda ise, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında anlamsal, görsel ve sescil olarak önemli derecede benzerlik bulunduğu, başvuru kapsamında yer alan 44. sınıf ürün ve hizmetlerin, davalı markasının kapsamındaki ürün ve hizmetler ile aynı türden olduğu, dolayısıyla markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu, diğer yandan idari süreçte her iki tarafın gerek başvuru ve gerekse redde mesnet alınan markalara yönelik eş zamanlı itirazlarının olduğu, dolayısıyla davalı markasının çatışma yaratmadan kullanım ile ayırt edicilik kazandığından bahsedilemeyeği, sonuçta davalı başvurularının tescil ile de sonuçlanmadığı, birlikte var olma ilkesinin somut olayda gerçekleşmediği, ayrıca bilirkişi raporundaki çelişkili tespitlere dayalı olarak yine çelişkili gerekçe ile karar verilmiş olması doğru olmadığından kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.'' gerekçesiyle ''Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, Mahkeme kararının BOZULMASINA...'' şeklinde karar verilmiş, dava mahkememizin .... esasına kaydedilmiştir.
....'nin 30/04/2024 tarih ve .... sayılı bozma ilamında da zikredildiği üzere; dava konusu ... ibareli başvuru ile redde mesnet ... ibareli marka arasında anlamsal, görsel ve sescil olarak önemli derecede benzerlik bulunduğu, başvuru kapsamında yer alan 44. sınıf ürün ve hizmetlerin, davalı markasının kapsamındaki ürün ve hizmetler ile aynı türden olduğu, dolayısıyla markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu, diğer yandan idari süreçte her iki tarafın gerek başvuru ve gerekse redde mesnet alınan markalara yönelik eş zamanlı itirazlarının olduğu, dolayısıyla davalı markasının çatışma yaratmadan kullanım ile ayırt edicilik kazandığından bahsedilemeyeği, sonuçta davalı başvurularının tescil ile de sonuçlanmadığı, birlikte var olma ilkesinin somut olayda gerçekleşmediği anlaşılarak davanın kabulüne karar verilerek .... Sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi açıklandığı üzere:
1-.... Sayılı kararının iptaline,
... sayılı markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkine,
2-Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 40.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacının bozma öncesi ve bozma sonrası yapmış olduğu ve aşağıda dökümü gösterilen 3.690,60-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalılar tarafından bozma öncesi ve bozma sonrası yapılan yargılama giderinin davalılar üzerinde bırakılmasına,
6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),
Dair verilen karar, hazır olan taraf vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içinde ...'da temyizi kabil olmak üzere açıkça okunup, usulen anlatıldı. 04.03.2025
Katip ... Hakim ...
e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 50,40-TL
Temyiz Karar Harcı : 269,85-TL
Temyiz Yoluna B.H :1.330,20-TL
GİDER AVANSI :2.040,15-TL
TOPLAM :3.690,60-TL
Emsal Karar Ara
Marka hukuku emsal kararları arasında arama yapın